Lejyonella Nedir ve Mücadele Yöntemleri Nelerdir?

11 Mart 2020’de Dünya Sağlık Örgütü tarafından COVID-19 pandemi ilan edilmesiyle hayatımızda her anlamda yeni bir dönem başlamıştır. Hayatımızın merkezine yerleşmiş olan COVID-19; sosyal yaşantımızdan, iş hayatımıza kadar birçok alanda ciddi etkiler bırakacaktır.  Türkiye’de salgın ilan edildiğinden bu yana ülke çapında alınan birçok önlem salgının ülkemizde kontrol altına alınmasında büyük etki oluştururken, uzun süredir kapalı kalan AVM, otel, spor salonları, spa merkezleri gibi tesislerde başka tehlikelerin oluşumuna neden olmuştur. Bu tehlikenin en başında ise özellikle durgun sularda yaşam alanı oluşturan Lejyonella Bakterisi bulunmaktadır.

Lejyonella bakterisi, 1976 yılında Philadelphia’da bir otelde Amerikan Lejyonerlerinin (Amerikan ordusu emekli askerleri) toplantısına katılanlarda ortaya çıkan bir salgın sonucu keşfedilmiştir. 221 kişinin rahatsızlanıp 34 kişinin ölüme yol açan bu enfeksiyon; salgından etkilenenlerin anısına Lejyoner hastalığı olarak ve keşfedilen yeni bakteri de Legionella pneumophila olarak adlandırılmıştır. Türkiye literatürüne Lejyonella bakterisi ismi ile giren bakteri; mikroskobik görüntüsü kapsülsüz, hareketli, biraz düzensiz çomak tipi bir bakteri türüdür. Bugüne kadar 50’nin üzerinde Lejyonella Bakterisi türü tanımlanmış; bazı türlerde ise 60’tan fazla aileye ulaşılmıştır.

 

Lejyonella bakterisi nemli ve sulu ortamlarda yaşar ve çoğalır. En yaygın bulaşma yolu binalardaki sıhhi tesisat ve klima tesisatıdır. Özellikle hastane, otel, iş merkezleri, AVM, spa merkezleri ve fabrika gibi büyük ve karmaşık sistemlerde yaşam alanı oluşturur ve çoğalırlar.

Lejyonella bakterisi, suda 20°C ve 50°C arasındaki sıcaklıklarda çoğalabilir. 20°C’nin altında, bakteriler bulunur fakat aktif değillerdir. 25°C ile 45°C arasındaki su sıcaklıkları, 5-8.5 pH aralığı  Lejyonella bakterileri için optimum büyüme ortamı sağlar. Büyüme ayrıca sıhhi tesisat sistemlerindeki biyofilmler, sediment ve diğer mikroorganizmaların varlığıyla desteklenir. Uygun ortamı bulan bakteri, yani pH 6. ve 37°C de 2 saatte 2 kat kadar çoğalır ve 48 saatin sonunda sayıca kontrol edilemez hale gelir.

Lejyonella bakterisi insanlarda iki hastalığa neden olabilir:

  • Pontiac ateşi; 1 ila 2 günlük bir kuluçka döneminden sonra gelişir. Semptomları ateş, kas ağrıları, baş ağrısı ve bazı durumlarda bağırsak şikâyetlerini içerir. Bu tip Lejyonella enfeksiyonu genellikle yaygın grip ile karıştırılır ve antibiyotik tedavisine ihtiyaç duyulmadan 2 ila 5 gün aralığında devam eder.
  • Lejyoner hastalığı; 2 ila 10 günlük bir kuluçka döneminden sonra gelişir (ortalama 5 veya 6 gün). Semptomlar yüksek ateş, kas ağrıları, ishal, baş ağrısı, göğüs ağrısı, öksürük, bozulmuş böbrek fonksiyonu, zihinsel karışıklık, yönelim bozukluğu ve uyuşukluk içerebilir. Lejyoner hastalığının zatürreden ayırt edilmesi zordur. Tedavi, bir antibiyotik rotasını içerir. Lejyoner hastalığı, özellikle geç tanı konması veya daha yaşlı, zayıf veya bağışıklık sistemi düşük olan hastaları içermesi durumunda ölümcül olabilir. Erkekler, kadınlardan iki ila üç kat daha hassas olma eğilimindedir. ABD’de her yıl 8.000 ila 18.000 kişinin Lejyoner hastalığı ile hastaneye yatırıldığı tahmin edilmektedir. Türkiye’de Lejyoner Hastalığına dair herhangi bir tanı konulmadığından dolayı, bu hastalığın ülkemizdeki potansiyeli ve yaygınlığı net olarak bilinmemektedir.

 

Lejyoner hastalığı, Lejyonella bakterileri içeren yeterli miktarda ultra ince su damlacıkları (1 ila 5 mikron çaplı) soluyarak kapılır. Bu tür damlacıklar; duş başlıkları, musluklar, kaplıcalar, nemlendiriciler, dekoratif çeşmeler ve soğutma kuleleri gibi alanlarda üreyebilirler. Lejyoner hastalığı, kişiden kişiye geçmez.

Lejyoner hastalığı son yıllarda daha çok görülür ve bilinir hale geldi. Özellikle geçtiğimiz bu zor günlerin ardından, aylardır kapalı kalan otel, AVM, spa merkezleri gibi tesislerin havalandırma sistemleri ve sıhhi tesisatları ciddi risk altındadır.

Risk altında olan kuruluşlar:

  • Hastaneler, klinikler, bakımevleri, vb.;
  • Oteller, kışlalar, kamp alanları ve genel olarak konutlar;
  • Spor merkezi ve okullar;
  • Soğutma kulesi olan binalar;
  • Yüzme havuzları;
  • Spa merkezleri;
  • Süs havuzları ve yapay şelaleler.

Dolayısıyla yıllarca bu hastalığın yayılmasının sebebi çoğunlukla klima sistemleri olarak görülmüştür. Gerçekte durum böyle değildir. Kısaca belirtmek gerekirse, suyun ısıtılmasını ve atomizasyonunu içeren bütün teknolojik sistemler ve süreçler risk altındadır. En yüksek risk altında olan sistemler ve kritik noktalar: soğutma kuleleri (açık devre ıslak kuleler, kapalı devre kuleler, buharlaşmalı kondenserler, klima sistemleri, ıslak paket nemlendiriciler, sprey hava yıkayıcılar, pülverizatörler, damla seperatörler, filtreler, susturucular), sıhhi tesisat sistemleri (boru tesisatı, depolama tankları, vanalar ve musluklar, duş başlıkları, banyo ahizesi), acil durum sistemleri (arıtma duşları, göz yıkama istasyonları, itfaiyecilik sulama sistemleri), yüzme havuzları ve banyo küvetleridir (yüzme havuzları ve jakuziler, sıcak su banyoları) .

Bakterinin yayılması ve hastalığın geçişindeki zincirin en önemli 3 halkası; çoğalma, yayılma ve geçiştir. Geçiş tesisatta başlar ve hastalıkla mücadelenin esas alanı tesisattır. İyi kurgulanmış tasarım, doğru uygulama, iyi bakım ve doğru işletme ile bakteriye uygun ortamı yaratmamak mümkündür.

Mücadele yöntemlerinde Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan  “Lejyoner Hastalığı Kontrol Usül ve Esasları Hakkında Yönetmelik” 13 Mayıs 2015 tarihinde 29354 sayılı resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

Bu yönetmelik ile birlikte kurum ve kuruluşlar mevzuat kapsamında sorumluluklarını bilerek, özel kurumları da bağlayıcı nitelikte olup; yaşanan sorunları en aza indirmeyi ve mücadeleyi hedeflenmektedir.

Ülkemizde ve yabancı ülkelerde yayınlanmış lejyoner hastalığı kontrol programı rehberlerine göre,  Lejyoner dezenfeksiyonu amacı ile kullanılan yöntemler üç ana başlıkta toplanabilir:

  1. a) Fiziksel (termal dezenfeksiyon, hazır ısıtma, membran, filtrasyon)
  2. b) Kimyasal (klorlama, gümüş/bakır  iyonizasyonu,  ultraviyole  ışınları vb.)
  3. c) Kombine yöntemler

 

DEZENFEKSİYON YÖNTEMLERİ:

Kimyasal Yöntemler:

Tesisatta Lejyonella bakterisinin yaşamaması ve çoğalmaması için kimyasal yok etme yöntemlerinden biri seçilerek; doğru ürün, doğru uygulama ve yönetmelikte belirtilen standartlara göre uygulanmalıdır.

Lejyonella bakterisinin sistemlerdeki varlığını yok etmeyi veya büyük ölçüde sınırlandırmayı hedefleyen dezenfeksiyon yöntemleri çeşitli olup, aşağıda listelenmiştir.

  1. Klorlama
  2. Klor dioksit
  3. Hidrojen peroksit
  4. Sentetik bakteri öldürücüler
  5. Ozon
  6. Katalize edilmiş oksijenli su
  7. Filtreleme
  8. Ultraviyole ışınlar (UV)

 

Fiziksel Yöntemler:

Tesisatın her noktasında bakterinin ürememesi ve çoğalmaması için sistemde suyun fiziki şartlarının bakterinin yaşaması ve çoğalmasını engelleyecek şekilde düzenlenmesine fiziksel yöntem denmektedir.

Isıl işlemler (Termal Dezenfeksiyon)

Filtrelemede olduğu gibi, bu işlemlerin gücü herhangi bir kimyasal eklemeden tamamıyla bakteri öldürücü yöntem olarak kullanılabilmeleri gerçeğinde yatmaktadır. Bu yöntemde herhangi ilave bir sisteme ihtiyaç yoktur. Temel prensip; yüksek sıcaklıkların genel olarak bakterilerin, özellikle Lejyonella bakterisinin ölümüne yol açmasına dayalıdır. Diyagramda görüleceği üzere su sıcaklığının değişimine bağlı olarak Lejyonella’nın hayatta kalma süresi de değişmektedir.

Lejyonella bakterisi hayatta kalma derece tablosu

Bu diyagram, ısıl yöntemler (termal dezenfeksiyon) için kesin dayanak noktası olarak uluslararası düzeyde kabul edilmiştir ve daha önceden kabul edilen ve daha az güvenilir diyagramların yerini almıştır. Pratikte bu diyagram, eğer su 50°C’nin üzerinde tutulursa Lejyonella’nın gelişme riski ortadan kaldırılmış olur.

Termal dezenfeksiyon aşağıdaki periyodik sürelerle yapılabilmektedir:

  • Sıcaklık = 70°C / 10 dakika süre ile
  • Sıcaklık = 65°C / 15 dakika süre ile
  • Sıcaklık = 60°C / 30 dakika süre ile
  • Sistemin genelinde bakteri üreme riskini ortadan kaldırmak için aşağıdaki parametreler mutlaka sağlanmalıdır.

Termal Dezenfeksiyonda etkili olan faktörler: sıcaklığın derecesi, temas süresi, ortam basıncı ve mikroorganizmanın ısıl direncidir.

Tesisler uzun süre kapalı kaldıysa, yani su uzun süredir hareketsiz ise bütün sıcak su tankları 70°C’ye çıkarılır ve en az 24 saat bu sıcaklık korunur. Sıcak su tesisatındaki tüm musluklar ve açıklıklardan 5 veya 10 dakika boyunca su akıtılmalıdır ve buradan akan suyun sıcaklığının mutlaka 60°C’den yüksek olması sağlanmalıdır. Bu sıcaklık sağlanamazsa, işlem başarısız olur.

Herhangi bir Lejyonella bakterisi salgınının belirtisi olduğunda, su sıcaklıkları 70-77°C sıcaklıklara kadar yükseltilmelidir.

Termal dezenfeksiyon işleminin önemli avantajları vardır. Bunlar ekonomik işletme şartları sağlaması, sistemde herhangi bir kimyasal madde kullanılmasına gerek kalmaması, bakteriyi hızlı bir şekilde sistemden uzaklaştırmasıdır.

Sistemde yapılması istenen termal dezenfeksiyon Caleffi patentli Legiomix 2.0 Hibrit Elektronik Karışım Vanası ile kolay, doğru ve kusursuz bir şekilde gerçekleştirilebilir.

Hibrit Elektronik Karışım Vanası Uygulama Şeması

Caleffi LEGIOMIX® 2.0 Hibrit Elektronik Karışım Vanası

Caleffi LEGIOMIX® 2.0 Hibrit Elektronik Karışım Vanası gövde içerisinde bulunan termostatik sensör ve obturatörü kontrol eden bir aktüatörden oluşmaktadır. Bu cihaz mekanik karışım vanasının tipik işlevi ve elektronik karışım vanasının yönetim verimliliğini tek bir gövde de birleştirir.

Mekanik eylem ve elektronik kontrol ile çalışan hibrit bir sisteme sahip olup; çıkış suyu sıcaklığını ayarlanan değerde tutar ve Lejyonella bakterisinin üremesini ve çoğalmasını engelleyecek haşlama sıcaklığına kısa sürede çıkarır. Dezenfeksiyon süresi tamamlandıktan sonra sistemi hızlıca çalışma sıcaklığına geri getirir.

Güç kesintisi ya da motor arıza durumunda; mekanik olarak görevine devam eder.

Opsiyonel bir bellek sistemi aracılığı ile akış sıcaklığının, dönüş sıcaklığının, alarmın ve işlevsel durumların kaydedilmesini sağlar. Tüm sistemin çalışma durumunu izler ve ister cihaz üzerinden ister otomasyon sistemi üzerinden yönetmeye izin verir. Ayrıca LEGIOMIX® 2.0 okuma ve kontrol işlemlerini kolaylaştırmak için yönlendirilebilen pratik bir aktüatör sayesinde dikey veya yatay olarak da monte edilebilir.

Termal dezenfeksiyon işlemi yapılırken sistem kurgusunda dikkat edilmesi gereken noktalar: yanık tehlikesinin önüne geçebilmek için duş başlıklarının termostatik olanlarla değişmesi gerektiği; kazan/boyler, dağıtım hattı sıcaklığı, re-sirkülasyon hattı ve sıcak-soğuk su hatları sıcaklıklarının genel kurallar içinde olmasıdır.

Yanık tehlikesinin önüne geçilebilmesi için Haşlama Önleyici cihazlar kullanılmalıdır. Aşağıdaki tablo haşlama önleyici bir düzeneğin olmadığı senaryoda gerçekleşebilecek yanıkların ne kadar tehlikeli olabileceğini gözler önüne getirmektedir.

Haşlama Önleyicili Termostatik Karışım Vanası

Haşlama Önleyicili Termostatik Karışım Vanaları; dağıtım noktasındaki sıcaklığı, sıhhi tesisat kullanımına uygun hale getirmek için depolama birimindekinden az olan bir değere kontrollü bir şekilde düşürmektedir. Gerektiğinde sistemde termal dezenfeksiyon işlemi yürütülmesini mümkün kılacak sıcaklık ayar aralığına sahiptir; sıcaklık, giriş basıncı ve debi değerlerinde değişim olsa bile dağıtım sıcaklığını sabit tutabilmektedir. Ayrıca soğuk su kaynağı girişinde olabilecek bir arıza ve kesinti durumunda faaliyet gösteren bir termal kapanma işlevine sahiptir.

Haşlama Önleyici Düzenek

Haşlama önleyici düzeneğin kullanım amacı, sıcaklığın ayar değerinin üzerine çıkması halinde su akışını kesmektir. Bu düzenek, programlanabilir termal dezenfeksiyon özelliğine sahip elektronik karışım vanaları ile donatılmış bina içi sıcak su tesisatlarıyla kullanılmak üzere tasarlanmıştır.

Örnek vermek gerekirse termal dezenfeksiyon sırasında bir kullanıcının musluğu açması durumunda sistemdeki su sıcaklığı yüksek olacağından; kullanıcı yanma tehlikesi altında olacaktır. Haşlama önleyici düzenek ise doğrudan kullanım noktasına takılarak, sıcak suyun (T>50°C) termal dezenfeksiyon sürecinde kullanıcının haşlanmasını önler.

Termal Balans ve Re-sirkülasyon Vanası

Termal balans vanaları, re-sirkülasyon devresinin her bir branşına takılarak girişteki ortam debisini modüle eder. Böylelikle her bir kolondaki kullanım suyu sıcaklığının homojen olarak dağılmasını sağlar. Sistemde oluşabilecek homojen olmayan soğuk su dağılımlarını önlemek ve dengesiz su dağılımlarında oluşabilecek lejyoner bakterisinin önüne geçmek amacı ile sistemde debi balanslamasını yaparak, sistemi lejyoner poliferasyonu riskinin olmadığı sıcaklıklarda tutar.

Cihaz; içerisinde bulunan çift termal modül sayesinde hem debi kontrolü ile birlikte sistem çalışma sıcaklığını korur, hem de sistem dezenfeksiyona geçtiğinde termal dezenfeksiyon işlevi sayesinde dezenfeksiyon görevini yerine getirir. Termal dezenfeksiyon görevi otomatik termal modül ya da termal vana motoru seçeneği ile iki farklı şekilde gerçekleştirilebilir.

Ceren Ercan – Caleffi Türkiye Teknik Müdür

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

4 × 3 =